Kurumsal

Seramik, günümüzün en çağdaş, en teknolojik maddesi ve aynı zamanda insanların ürettiği ve kullandığı en eski sanatsal malzemedir.

Teknoloji, doğa ve insanı bir araya getiren, ihtiyaç ve istekleri farklı müşterilere, mekanları oluşturmak için yola çıkan “Termal Seramik” Söğüt, Bilecik’te 1995 yılında kuruldu. Birinci fabrika 1997 yılında, ikinci fabrika 2005 yılında açıldı ve üretime başladı. Termal Seramik şu anda 18.000.000 m2 üretim kapasitesine sahiptir.2017 Nisan sonunda yıllık 3 milyon m2 kapasiteli yeni yatırımın devreye alınmasıyla birlikte Toplam yıllık üretim kapasitesi 21.000.000 m2’ye ulaşacaktır. Yeni yatırımla birlikte 60x60,60*120,30*75,30*90,15,60,15*90,20*120 gibi büyük ebatlı porselen karo ve porselen parke üretimine de başlamış olacaktır.

Şu anda 650 -700 kişi ile üretim yapan Termal Seramik’te fabrikada üretilen ürünler detaylı üretim ve kontrol aşamalarından geçmektedir. Termal Seramik personelinin ürünle buluşması anında hissedilenler, sevinç ve sorumluluğun heyecanıdır.

Gayemiz, Termal Seramik A.Ş’nin mevcut uluslararası kalite belgesinin sürekliliği, devamlı bir gelişim ve sürekli iyileştirme için misyonumuz, vizyonumuz ve kalite politikamız çerçevesinde üretim yapmak ve hedeflerimizi sürekli olarak geliştirmektir. Müşteri memnuniyetini sağlamak, ulusal ekonomiye katkıda bulunmak, çevreye ve topluma karşı görevlerimizi yerine getirmek amaçlarımız başında gelmektedir. Ayrıca teknoloji ve kalite konusunda lider olabilmek için Toplam Kalite Yönetiminin prensiplerini, hayat ve çalışma felsefemiz olarak da özümsediğimi söyleyebiliriz.

 

Müşteri kitleleriyle, mali, kültürel, duygusal teması doğru kurabilmek amacıyla ürün tasarım çalışmalarına büyük önem verilmektedir. Termal Seramik bu amaçla, dünya pazarının nabzını elinde tutan ve yönlendiren yurt dışı dizayn - tasarım firmaları ile ortak çalışmalar yapmaktadır. Kendi bünyesinde de uzman tasarımcıları olan Termal Seramik, piyasada dünyanın trendini izleyerek, fuarları inceleyerek tasarım yapıyor. Tasarımlarımızı yaparken doğanın içinden geldiğimizi düşünerek, doğadan gelen renk, doku ve ürünleri ön plana çıkarmaya çalışıyoruz.